Efes yeni sezona hazır mı?

Efes Pilsen yeni sezon öncesi son hazırlık maçını dün Merter tesislerinde Yunan devi Olympiakos ile oynadı. Olympiakos zaten son bir haftadır gözümüzün önündeydi. Önceki pazartesi günü Olin’le yaptığı hazırlık maçıyla başlattığı Türkiye macerasını, Banvit-Tübad turnuvasında aldığı birincilik kupasıyla devam etti.
Efes Pilsen ise hazırlıklarını yurtdışında sürdürdükten sonra evindeki ilk ve son hazırlık karşılaşmasını Olympiakos ile oynamış oldu. Merter tesislerindeki yaklaşık 30 kişilik seyirci topluluğu da takımı bu haftasonu oynanacak Türkiye Kupası elemelerinden önce çıplak gözle izleme imkanı buldu. Sırf bu maçla lacivert beyazlıların sezona hazır olup olmadığınu söylemek zor, ama fikir verdiği kesin.
Dünya Şampiyonası sonrası milli takımlardan gelen oyuncuların takıma geç katılması, yenilenen kadro, yeni koç - ve onun sert, disiplinli çalışma sistemi - ve tabii ki sakatlıklar takımda henüz bazı taşların oturmadığını gösteriyor. Zaten oturmuş olmasını da beklemiyorduk, adı üstünde hazırlık karşılaşması. Olympiakos da süper bir performans, seyri yüksek bir oyun ortaya koymadı zaten. Ancak yine de açılması gereken de parantezler var.
Efes Pilsen maça baya geride başladı. İlk basketini üçüncü dakikada Rakocevic’in turnikesiyle buldu. Ondan önce de savunma sallandı durdu. Yine de ilk periyod 18-21 sona erdi. 36-33 devre, 50-47 üçüncü periyod, 65-65 normal süre ve 75-77 uzatma - maç sonucu. Sonuçlarda aradaki ikişer, üçer sayılık farklara aldanmamak gerekiyor. Efes ikinci periyotta da, üçte de farkı zaman zaman oldukça açtı, ama sonra geri kapandı. Bunda tabii ki Olympiakos’un oyun sistemi etkili. Ancak en önemli etken Efes’teki savunma eksiği. Perasovic’in savunmaya önem veren bir koç olduğunu biliyoruz. Yalnız uzunlar eksik olunca savunma da doğal olarak aksıyor. Takımda Kerem Gönlüm’ün ayak bileğinde bir burkulma (2 hafta olmayabileceğine dair dedikodular var), tek uzun, genç Raduljica’nın ne olduğunu bilmediğimiz, sonunda ayağına basmaması için koltuk değneğine geçiş yaptığı, süresi meçhul bir sakatlığı bulunuyor. Üstelik Erwin Dudley de savunmada dün oldukça zayıf kaldı. O oyuna girdiğinde Olympiakos lehine fark açıldı, Lawrence Roberts oyuna girdiğinde Efes öne geçti. Onun beş faulle oyun dışında kalması belki de maçı kaybettiren en önemli etkenlerden biri.

Perasovic’in bence şaşırtan bir seçimi de oyun kurucu olarak Andrew Wisniewski ile oyuna başlamasıydı. Dahası üçüncü periyot başına kadar geçen sene takım kaptanı olan Ender Arslan’ın, bildiğimiz hiçbir sakatlığı olmamasına rağmen, oyuna alınmaması alıştığımız seçimlerin dışında kaldı. Bu sadece deneme süreci olduğu için mi böyle, yoksa eski kaptan takımda az süre mi bulacak bilemiyoruz. Tabii böyle kalırsa bunun onun psikoloji üstünde nasıl bir baskı yaratacağı da ayrı bir merak konusu.
Çok da tat vermeyen maçta rotasyonun daha tam yerine oturmadığı açık. Ali Işık dışında herkes de süre aldı zaten. (Genç oyuncuları daha sık izleme fırsatı bulduğumuz hazırlık karşılaşmalarında takımın tek gencini sahada görmemek de Efes’i diğer takımlardan ayıran bir özellik olmuş oldu.)
Şimdilik görünen o ki takımın skor yükünü bu sene yeniden kendini bulan (hazırlık karşılaşmalarına bakarak) Rakocevic taşıyacak. Zaten Rako dün de maçı 22 sayıyla tamamladı. Roberts’ın 17 sayı, 6 ribound ve savunmadaki çabası da takımın en büyük artılarından biri oldu. En büyük eksi ise az önce de belirttiğim uzunlardaki sıkıntı. Raduljica’nın ne zaman döneceğini kimse bilmiyor, sorunun ne olduğu konusunda kelime bile duymak mümkün değil. Dudley’nin savunma handikapları var. Uzun anlamında takımda sadece üç oyuncu var; bunlardan biri de geçen sene dört numara oynamayan/oynayamayan, çok mutsuz olan, gitmek isteyen, anlaşamayan Bostjan Nachbar. Üç numarada ne kadar etkili olduğunu, çok uzağa gitmeden, Sloven Milli Takımı’nın daha birkaç hafta önceki performansından hatırlamak mümkün. Ancak dörde çekilmek zorunda kalırsa taşlar yerinden yine oynar, huzursuzluk çıkar.
Kulübün bu sıkıntıdan dolayı geçici bir pivot transferi yapacağı konuşuluyor. Ama kim olacağı konusunda yine pek bir bilgi yok. Her şey Raduljica’nın elinde demek bile mümkün şu aşamada. Geçen sene pota altı rotasyonu yüzünden hep sıkıntı çeken kulüp, bu sene aynı hataya düşmez diye düşünüyorum…
Maçta dün yine son saniyelerde pasları veren Kerem Tunçeri galibiyeti getirse, “Ivkovic’in Tunçeri kabusu” demek mümkün olabilirdi. Ancak Tunçeri de henüz sistemde yerini bulmuş gibi gözükmüyor. Enteresan pas tercihleri vardı onun da ve pek de etkili olduğu söylenemez o tercihlerin…
Eksikleri saymak kolay, ama sezon daha başlamadan çok da yorum yapmak yersiz. Efes’ten bu sene umutluyum ve iyi bir sezon geçirileceğine de inanıyorum. Ne olduğunu, neler olacağını görmek için Türkiye Kupası elemeleri de belirleyici olmayacaktır. Takvimlere şimdiden 13 Ekim, Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı not etmek daha iyi olur…