Adidas İstanbul Cup

                      

A Milli Basketbol Takımı’nın ilk hazırlık maçları sanırım Sinan Erdem’i bir kere daha test edebilmek için düzenlenen Adidas İstanbul Cup’ta, geçtiğimiz haftasonu oynandı. Şehir dışında olduğum için ilk gün maçlarını kaçırdıktan sonra ikinci gün salondaki yerimi aldım. Dünya Şampiyonası’na daha üç hafta olduğu için takımlarla ilgili çok da net fikir edindiğimiz söylenemez. Ama salonları, maç izlemeyi, özellikle turnuva düzeninde ard arda maç izlemeyi özlemiştim. Kısa kısa, pek de suya sabuna dokunmadan, birkaç gözlem de şu şekilde:

- Salon henüz tamamlanmamış aslında. Üst katlar henüz inşaat halinde. Işıklandırma da seyirci açısından biraz zayıf; çok bakınca sahaya gözler kanlanıyor direk. Şampiyonada düzelecektir.

- Herkesin bahsettiği - zaten değişecek olan - parkeler sanırım tamamen masraftan kaçınmak için 8. kalite seçilmiş. İnanılmaz komik sesler gelyordu biri düştüğünde de, top sektiğinde de, kızlar dans ederken de.

- Paspascı çocuklara paspas vermek zor gelmiş anlaşılan. Çocuklar ellerinde havlularla o sahayı nasıl sileceklerini bilemediler.

- Yeni Zelanda’nın Haka dansı muhteşemdi. Dünya gözüyle canlı gördük ya, gözümüz açık gitmez artık.

- Yeni Zelanda’yla ilgili bir başka not; malzemecilerinin kadın olmasıydı. Gerçekten sevdik biz bunu.

- Dünya Şampiyonası için Zone 1 olarak satılan biletlerinin bir bölümünün olduğu yer, Zone 1 olamayacak kadar sahaya uzak. Açıkçası en tepelerde olduğumu düşünemiyorum. Korkudan maç falan izleyemem ben.

- Sırbistan genç ama Yugoslav ekolünü gayet iyi taşıyan, oldukça atletik bir takım. Şampiyonada onları izlemek zevk olacak.

- NTV yayınlarını özlemiştik, ama keşke Murat Kosova da hala orada olsaydı diye düşünmedim değil.

- Bir parantez de seyirciye. Maç çıkışında karşılaştığımız koç Murat Özyer’in dediği gibi, eğer oyuncuyu ateşleyecek amigolar olmazsa işimiz zor. Bu maçlarda gerçek basketbol seyircisi vardı evet ama ne tezahürat oldu, ne de başka bir şey. Dahası Türkiye hücumdayken tutulan alkışlar komikti.

- Red Foxes kızları çok çok güzel. Ama kostüm ve dans olarak bakılırsa; Efes Kızları’ndan halliceler. Farkları Efes Kızları gibi formsuz ve dans adabından uzak değiller. Gerçi devre aralarında yaptıkları uzun gösteriler, çok iyi modern dans koreografileriydi. Ayakta alkışlanmaya değer…

- Tanjevic’in özellikle dünkü Sırbistan maçı sırasında oyuncu değişim yerinde oturmasını izlemek oldukça eğlenceliydi. Oyuna müdahele edemedikçe sanki kendisi atlamaya çalışıyor gibiydi.

- Son ve en önemlisi; Engin Atsür’e nazar değdi, yazık oldu. Başını Türkiye’ye geri döndüğünden beri sakatlıklardan kurtaramıyor. Hepsi de pisi pisine sakatlıklar üstelik. Çok üzüldüm/üzüldük onun için. Ameliyatı iyi geçmiş. Umarım en kısa sürede toparlar.

Text posted at 3:42 PM (1 year ago) | Permalink