Risk almak gerek bazen

Önce güzel bir müzik açıyor, sonra arkanıza yaslanıyorsunuz. Sakin bir yerde olmanız, doğrusu rahat rahat nefes alabiliyor olmanız çok önemli. Sonra derin bir nefesi içinize çekip düşünmeye başlıyor, artıları eksileri sıralıyorsunuz. Bu günler de sürebilir, sadece birkaç dakika da… Konuya ya da sizin önce kendi içinizde çözmeniz gereken şeylere göre değişir. “Hiçbir şey bana bağlı değil” demenin bir anlamı yok. Bakın eski öğretilere, aslında çevrenizdeki her şeyin sebebi sizsiniz. Sizde başlıyor, sizde bitiyor her şey.
İşte aynı mantıkla büyük bir risk aldım geçtiğimiz günlerde. Uzun bir süredir aklımdaydı ama ne yapacağımı, hangisinin benim için daha iyi olacağını kestiremiyordum. Düşündüm, taşındım, doluyu taşırdım, boşu doldurdum ve önemli kararlar verdim. Bunların en önemlisi de işten ayrılma kararı oldu.
İki senedir çalıştığım, bazen çok sinirlendiğim, bazen ortaya çıkan işlerin verdiği keyifle günlerce gülümsediğim işimden, Boxer dergisinden ay sonundan itibaren ayrılmaya karar verdim. Ayrılmak aslında çok da doğru sayılmaz, birlikteliğimiz daha farklı olarak devam edecek. Ama sonuçta işten ayrılıyorum. Yeni bir iş aramak, çok büyük bir risk. Alıştığın ortamdan kopmak - özellikle benim gibi alışkanlıkları çok önemli olan biri için - oldukça zor. Ortam değiştirmek, yeni kişilere alışmak, her şeyden zoru da iş aramak çok çok zor. Belki dikenli bir yol beni bekliyor, belki de kendime şans yaratıp çok da zaman geçmeden aklımın çok daha rahat olacağı bir iş için bütün enerjimi harcamaya başlayacağım.
Uzun süredir olmadığı kadar rahatım, aldığım riskin büyüklüğüne rağmen. Ama değişimden kaçmanın bir anlamı yok. Mutlu değilsen kalmanın, hayatın için çizdiğin yoldan sapmak da kendine yapabileceğin en büyük kötülük. Şu anda tek bildiğim sonbaharla birlikte yepyeni bir hayatım olacak. Hayalleri ertelemek çok doğru değil diye düşünüyorum. Hayat kısa zaten, neden mutsuz olalım ki?
Şimdi başka bir risk daha almak geçiyor aklımdan. Sen de yardım eder misin bana kendin risk almaktan kaçsan bile, en azından sırtını dönmeden?